GOZEL RADIO : ANADOLU MANTARLARI (2010)

http://spamullah.wordpress.com/2010/02/27/spa-mullah-anadolu-mantarlari_1-11-2010/

GoZeL & CiP KuruLaRI /CHiPttoMANIAX 16.04.2010 
Gözel Geceler / Gozel Event Istanbul 
” HER TARAF BOKTOMAN ” / ” EVERYWHERE SHITTOMAN “ 
https://vimeo.com/16055874 
http://www.myspace.com/cipkurulari 
http://cipkurulari.blogspot.com/

http://gozel.tumblr.com/post/23791619707/gozel-radio-anadolu-mantarlari

Yadigar Ejder, kötü adam olarak sayısız filmde çok küçük roller aldı; çok yoksulluk çekti,1992’de Ocak ayinda  Taksim’de cansız bedeni bulundu. .Güzel Mecması 1994 yılındaki 2. sayısında, katıldığı Yadigar Ejder in anma toplantısındaki notlarını ve olayların nasıl geliştiği ile ilgili bilgileri ise bu fotokopi yayın vasıtasıyla paylaşmıştı .  
http://gozel.tumblr.com/post/23474452150/yadigar-ejder
http://gozel.tumblr.com/mecma
……
12 Eylül öncesi 1 Mayıs’larda Yadigar Ejder .

.” .. Sönmez Yıkılmaz ise İzmirde oturduğunu ve İstanbul a bu gece için geldişini söyledi ve Yadigar”in son günlerindeki durumu ile ilgili bir anı anlattı, “ Klyosda karlı bir günde, bir köyde Kemal sunal filmi çekilecek filimde Kemal ile Yadigar güreşicekler tabi ki üstleri yağlı ve çıplak çekimlerin hazırlığında bilirsiniz belki 3-4 saat sürer, Yadigarda çıplak karda üşüyor. Kemal Sunal ise arabanin içinde kaloriferi açmış viski içiyor Yadigarda arabaya gimek istiyor araba pislenir diye sokmuyorlar Yadigarda isyan ediyor bağırıyor . Bunun üzerine Yeşilçam patronlarının cezalandırma sistemlerinden olan işte seni şu kadar fılmde oynatmıyacağız cezası veriliyor Yadigar daha sonra tabiî ki işiz sonrada ölüm haberini alıyorum ….ben babam ölünce ağlamamışdım çünkü yaşlılıkdan ölmüşdü normaldi belki dedim ama Yadigar ölünce ağladım …. “
http://gozel.tv/post/23474452150/yadigar-ejder 
http://gozel.tumblr.com/post/23474452150/yadigar-ejder


Yadigar Ejder, kötü adam olarak sayısız filmde çok küçük roller aldı; çok yoksulluk çekti,1992’de Ocak ayinda  Taksim’de cansız bedeni bulundu. .Güzel Mecması 1994 yılındaki 2. sayısında, katıldığı Yadigar Ejder in anma toplantısındaki notlarını ve olayların nasıl geliştiği ile ilgili bilgileri ise bu fotokopi yayın vasıtasıyla paylaşmıştı .  

http://gozel.tumblr.com/post/23474452150/yadigar-ejder

http://gozel.tumblr.com/mecma

……

12 Eylül öncesi 1 Mayıs’larda Yadigar Ejder .

.” .. Sönmez Yıkılmaz ise İzmirde oturduğunu ve İstanbul a bu gece için geldişini söyledi ve Yadigar”in son günlerindeki durumu ile ilgili bir anı anlattı, “ Klyosda karlı bir günde, bir köyde Kemal sunal filmi çekilecek filimde Kemal ile Yadigar güreşicekler tabi ki üstleri yağlı ve çıplak çekimlerin hazırlığında bilirsiniz belki 3-4 saat sürer, Yadigarda çıplak karda üşüyor. Kemal Sunal ise arabanin içinde kaloriferi açmış viski içiyor Yadigarda arabaya gimek istiyor araba pislenir diye sokmuyorlar Yadigarda isyan ediyor bağırıyor . Bunun üzerine Yeşilçam patronlarının cezalandırma sistemlerinden olan işte seni şu kadar fılmde oynatmıyacağız cezası veriliyor Yadigar daha sonra tabiî ki işiz sonrada ölüm haberini alıyorum ….ben babam ölünce ağlamamışdım çünkü yaşlılıkdan ölmüşdü normaldi belki dedim ama Yadigar ölünce ağladım …. “

http://gozel.tv/post/23474452150/yadigar-ejder

http://gozel.tumblr.com/post/23474452150/yadigar-ejder

2/5BZ - KOZMİK OPUA CİNLERİ - 5.4.2012 
http://gozel.tumblr.com/post/23424690850/2-5bz-kozmik-opua-cinleri
http://25.media.tumblr.com/tumblr_m4c1ayqk8D1qdfoifo1_1280.jpg ORCiNAL BOYUT
http://2-5bz.tumblr.com/post/22489200396/2-5bz-kozmik-opua-cinleri
http://26.media.tumblr.com/tumblr_m3kxezVLWE1qg200jo1_1280.jpg ORCiNAL BOYUT
2/5bz “DON’T SPIT IN MY NAME” - dezign March 2012
Kozmik Opua Örgütü’nün”Benim adıma tükürme” kampanyası dahilinde, Milli Cin Teşkilatı’nda izleme ve dinleme ile görevli cinlerin yemek masasına oturarak muhabbeti koyulaştırıp teşkilata sızan Kozmik Opua cinleri, flash disk benzeri bir nesneyi, Neo Millicinler’in sosyal medyada  zararlı fotoşopajlar karşısında yazdıkları komentler nedeniyle beğenmeye aldıkları şahısla rın ön belleğine taktı, yorumlar Kozmik Opua Haber Ajansı merkezine aktı.

SEVEMEDİM UYDU GÖZLÜM

 Anadolu Kaplanları’nın yerinde tanıtıldığı Political Tur ’dan yeni döndüğüm,Ottoman kavalı ile Anadolu tahılının estirdiği boradan nasibimi aldığım için bu kolajı, kendimden bu kadar emin bir şekilde yorumluyor ve herşeyi yanlış  anlamışsın diyorum. 
  Heykelin çarpıtılmış kullanımıyla başlayayım: Heykel üzerinden iş üretmek,herkesçe  kabullenilmiş, kurumsal güncel sanatın modern klasiği ve bu cemaate  girişin bileti olmuş tur. Yani, heykel işlerinde, demokrasi-diktatörlük hattına sadık kalınmalıdır. Zaten, ülkemizi yurtdışında başarıyla temsileden güncel sanatçılarımız, akademisyenlerimiz, yöneticilerimiz,eleştirmenlerimiz haklı olarak da bu tartışılmaz kurumsal hat üzerinde durmuş, eleştiriyi bir adım bile ileri taşımaya gerek görmemişlerdir.
 Diktatörlüğü eleştiren, demokrasiye sahip çıkan bu anlayışı kavrayamamışsın.12 Eylül’ün yargılanmasını,28 Şubat’ın sorgulanmasını mümkün kılan engin ufuklar belirmiştir önümüzde.Psikolojik harbin yarattığı bilgi kirliliği bitmiş, refah seviyemiz artmıştır. İnanmayan, etrafına baksın. Görmüyorsun.Yetkililerin de dediği gibi, fakirin zenginden, memurun halinden,hastanın doktorundan şikayetinin olmadığı,herkesin birbirinden memnun ve mutlu olduğu bir ülke  haline gelmemize, uzayda üsler kurmamıza az kalmıştır. Bu yoldaki adımlar desteklenmeli, gündelik politikanın açmazlarına düşülmemelidir.
Mesela, eğitim reformu neticesinde laikliğin elden gidecek midir? Hayır.Bu Kemalizm’in yanlış anlaşılmasıdır.Taze Kemalizm,Balkanlardan Afrika’ya Türkçe eğitim demektir. Ayrıca,din eğitimi kötü değildir  ve küçük okullar güzeldir ama değişikliğin,nitelikli işgücü yetiştirmekte ne kadar başarılı olacağı konusunda da kamuoyu yeterince ikna edilememiştir. Akabinde,bazı müessif olaylar meydana gelmiştir.Umarım,bu müessif olaylar, ülkemizin yükselen şehirlerinin ziyaretçiler ve yatırımcılar gözündeki güvenirliğini etkilemezler. Şiddet,demokrasinin ve büyümenin önündeki en önemli engeldir. Ben yerinde gördüm,şiddet hiçbirimizin kitabında yazmaz.Şiddetin kaynağında olan askeri vesayetin tasfiyesinde, halkın çocuklarının layık oldukları makamlara gelebilmesinde, şiddete değil,  demokrasinin bölünmez bütünlüğüne olan inancımız vardır.
 Bu noktada, gelelim kolajdaki kaplana. Bu neyin nesidir?Tükürüğün şiddet içerip içermediği mi sorgulanmaktadır? Gezide,rehavete kapılmadan çalışsınlar diye yiyecek bile atmadığımız Anadolu kaplanlarını aslında hor gördüğümüz mü ima edilmektedir? Yoksa,ülkemizdeki hayvan sorununu ütopik itirazlarla değil,diyalog ve işbirliği içinde çözmeye aday Sivil Hayvan Partisi mi eleştirilmektedir?
Köpek Foks’un ve şaha kalkan atların Çankaya dramını anlatan ve sözde hayvanseverliğin baskıcı yanlarına dikkat çeken de onlar değil midir? 
Diğer ihtimali, aklıma getirmek istemiyorum. Yoksa, “benim adıma öldürme” diyenlere karşı, bölücülükten ve şiddetten mi yanasın? Çürük mal satarak şiddet uygulayan pazarcı esnafı, kamu araçlarına zarar vererek  vergilerimizi çarçur eden eylemci, kötü sigara, tütünle sağlığımıza zarar veren kaçakçıyı mı savunuyorsun? Ter kokan pazarlar yerine, medeni insanlar gibi alışveriş merkezlerinde yapılan temiz ve güvenli alışverişin neresi kötüdür? İşçi bile olamamış, şiddet düşkünü, pis feodal bu kitle, bırakın dağı, kentlerimizde bile asayiş sorunu yaratmaktadır. Kameralar, dinlemeler, polisler, bu asayiş sorununu ortadan kaldırmak içindir. Bunun, demokrasinin bölünmez bütünlüğüne olan inancımızın en önemli sembollerinden olan bayrak üzerinden, hem de yapıcı olmayan şekilde eleştirilmesi kabul edilebilir birşey değildir.
Demokrasi bayrağı altında, 12 Eylül dahi yargı önüne taşınabilmiştir. Sahte Kemalistler ve özde demokrat olmayan solcular hariç, Vakit’ten Gözcü’ye uzanan, güncel sanat eleştirmeninden, ezber bozan politikacısına kadar geniş bir taban, yargılamaların milat niteliğinde olacağının, çocukluğumuzu griye çevirenlerden hesap sorulacağının farkına varmış, yargılamanın yaratacağı olanakların önemini kavramıştır. Bunu kavrayamayanlar, gerektiğinde camiiye gerektiğinde Anıtkabir’e giden, Şefkat Tepesi dizisi karşısında küreselleşen gözyaşı dökmekten çekinmeyen, organik pazar ile alışveriş merkezi arasında kutuplaşmamış, çocuğunu, “cemaat” diye kötü gözle bakılan güzide eğitim kurumlarına göndermekten imtina etmeyen, mahremi bile modern, etnik kimliğini şiddetin bahanesi yapmayan bir sivil toplumun bu ülkede de var olduğunu, gösterilmesi için turlar bile düzenlendiğini henüz anlayamayanlardır. 
Heykel, bayrak, kaplan tamam ama demokratik uzay çağında bunlar böyle kullanılmaz. İstersen sil beni ama ben, her duvarda, bu gerçekleri kanımın son damlasına kadar anlatmaya devam edeceğim.
……..
SİZDEN HESAP SORACAĞIZ - 2.1993

Biz entellektüeliz ve kelimelerimiz, okuduğumuz kitaplardan, araştırmalardan beslenir, bunlar üzerine sonuçlar çıkartarak oluşur. Sanatçı denilen insanın da, Parlamento’nun ne olduğunu bilmeyen kızdan bir farkı olmalıdır. İşlerin ve sözlerin, antientellektüalizme karşılık gelir –ki, ‘sanatın pis bir iş’ olduğu iması dahilinde bile gideri yoktur. ‘Estetik dönüş’ çerçevesinde mesnetsizdir. Eleştirellik barındırmamaktadır.
Kendine malzeme ettiğin Yeşilçam, bir büyük hikaye olarak, içine işleyen haz siyaseti açısından sorgulanmalıdır –ki, yakınından bile geçmiyorsun. Ulusal vicdanın estirdiği psişik terörün eleştirisi yok bu 93 yılında yaptığın kötü poster kolajda. O uçan tekme atan adam neyin nesi ?  Yersiz  yurtsuzlaşmaya atıfta bulunuyorsan, kavramın gündelik hayatta deneyimlenme biçimi bu değildir. O öyle havaya uçmakla olmaz,iktidar ve denetimin eleştirisini gerektirir.  Anlamamışsın. Anlasan, onun  yanına, fallik bir iktidar imgesi oklar, bir de, sekter tavırla, fişeklik kuşanmış kadın koymazdın. Diyelim
Deleuze bilmezsin, kadın ile militarizmi ilişkilendiren çalışmalardan da mı haberin olmadı? Diyelim olmadı, fişeklik kuşanmış kadın imgesini, Ergenekon’un gömülü silahları ile ilişkilendirerek, bunu hem kadının metalaşmasının hem ordunun ve şiddetinin hem de ancak yargı yoluyla  bertaraf edilebilecek iktidarın antidemokratik kullanımının Althusserci eleştirisine dönüştürmek de mi aklına gelmedi?
Belli ki, iktidar, erk, demokrasi ile sorunun yok. Remake tarihsel olarak ne işe yarar onu da bilmiyor sun. Aksi halde, Örümcek Adam, Süpermen, Kızılmaske gibi karakterlerin remake’lerini siyah beyaz photocopy ile kullanarak,  batıya karşı batılı olmayı ‘hakiki’ sayan bir garbiyatçı tavır içine girip, bunu, ötekilere karşı üstünlüğünü kurmanın bir aracı haline getirmezdin. Zaten internette bu imajlardan dolu var. Sanatsal üretim için gereken kamusal alanları kirletme. Tükürürüm ben böyle sanata.
Demokrasi mücadelesinden, iktidar eleştirisinden bihaber adama, Badiou, Ranciere filan anlata mam şu saatten sonra. Madem cahilsin, adam ol da, yüksek teoriden haberdar eleştirmenlerin, sanatçıların, bilim adamlarının, kurum danışmanlarının otoritesi karşısında hizaya gel. Kurumlar,Full ödüller, sermaye ve hangi sansasyonel imgelerin arkasında durulabileceği ile ilgili tartışmaları yapmayı da biz içeridekilere bırak.  





2/5BZ - KOZMİK OPUA CİNLERİ - 5.4.2012 -
express 128 - Nisan - Mayıs 2012
……..
’ sevemedim uydu gözlüm ‘http://vimeo.com/14695770video broadcasted in 09.2010
PLEASE DON’T GIVE ANY FOOD : The Anatolian Tigers 
http://gozel.tumblr.com/post/19925449227/please-dont-give-any-food
……..
http://2-5bz.tumblr.com/nottoman
http://2-5bz.tumblr.com/post/22489200396/2-5bz-kozmik-opua-cinleri
//////////////////
http://gozel.tumblr.com/post/23424690850/2-5bz-kozmik-opua-cinleri

2/5BZ - KOZMİK OPUA CİNLERİ - 5.4.2012 

http://gozel.tumblr.com/post/23424690850/2-5bz-kozmik-opua-cinleri

http://25.media.tumblr.com/tumblr_m4c1ayqk8D1qdfoifo1_1280.jpg ORCiNAL BOYUT

http://2-5bz.tumblr.com/post/22489200396/2-5bz-kozmik-opua-cinleri

http://26.media.tumblr.com/tumblr_m3kxezVLWE1qg200jo1_1280.jpg ORCiNAL BOYUT

2/5bz “DON’T SPIT IN MY NAME” - dezign March 2012

Kozmik Opua Örgütü’nün”Benim adıma tükürme” kampanyası dahilinde, Milli Cin Teşkilatı’nda izleme ve dinleme ile görevli cinlerin yemek masasına oturarak muhabbeti koyulaştırıp teşkilata sızan Kozmik Opua cinleri, flash disk benzeri bir nesneyi, Neo Millicinler’in sosyal medyada  zararlı fotoşopajlar karşısında yazdıkları komentler nedeniyle beğenmeye aldıkları şahısla rın ön belleğine taktı, yorumlar Kozmik Opua Haber Ajansı merkezine aktı.

SEVEMEDİM UYDU GÖZLÜM

 Anadolu Kaplanları’nın yerinde tanıtıldığı Political Tur ’dan yeni döndüğüm,Ottoman kavalı ile Anadolu tahılının estirdiği boradan nasibimi aldığım için bu kolajı, kendimden bu kadar emin bir şekilde yorumluyor ve herşeyi yanlış  anlamışsın diyorum. 

  Heykelin çarpıtılmış kullanımıyla başlayayım: Heykel üzerinden iş üretmek,herkesçe  kabullenilmiş, kurumsal güncel sanatın modern klasiği ve bu cemaate  girişin bileti olmuş tur. Yani, heykel işlerinde, demokrasi-diktatörlük hattına sadık kalınmalıdır. Zaten, ülkemizi yurtdışında başarıyla temsileden güncel sanatçılarımız, akademisyenlerimiz, yöneticilerimiz,eleştirmenlerimiz haklı olarak da bu tartışılmaz kurumsal hat üzerinde durmuş, eleştiriyi bir adım bile ileri taşımaya gerek görmemişlerdir.

 Diktatörlüğü eleştiren, demokrasiye sahip çıkan bu anlayışı kavrayamamışsın.12 Eylül’ün yargılanmasını,28 Şubat’ın sorgulanmasını mümkün kılan engin ufuklar belirmiştir önümüzde.Psikolojik harbin yarattığı bilgi kirliliği bitmiş, refah seviyemiz artmıştır. İnanmayan, etrafına baksın. Görmüyorsun.Yetkililerin de dediği gibi, fakirin zenginden, memurun halinden,hastanın doktorundan şikayetinin olmadığı,herkesin birbirinden memnun ve mutlu olduğu bir ülke  haline gelmemize, uzayda üsler kurmamıza az kalmıştır. Bu yoldaki adımlar desteklenmeli, gündelik politikanın açmazlarına düşülmemelidir.

Mesela, eğitim reformu neticesinde laikliğin elden gidecek midir? Hayır.Bu Kemalizm’in yanlış anlaşılmasıdır.Taze Kemalizm,Balkanlardan Afrika’ya Türkçe eğitim demektir. Ayrıca,din eğitimi kötü değildir  ve küçük okullar güzeldir ama değişikliğin,nitelikli işgücü yetiştirmekte ne kadar başarılı olacağı konusunda da kamuoyu yeterince ikna edilememiştir. Akabinde,bazı müessif olaylar meydana gelmiştir.Umarım,bu müessif olaylar, ülkemizin yükselen şehirlerinin ziyaretçiler ve yatırımcılar gözündeki güvenirliğini etkilemezler. Şiddet,demokrasinin ve büyümenin önündeki en önemli engeldir. Ben yerinde gördüm,şiddet hiçbirimizin kitabında yazmaz.Şiddetin kaynağında olan askeri vesayetin tasfiyesinde, halkın çocuklarının layık oldukları makamlara gelebilmesinde, şiddete değil,  demokrasinin bölünmez bütünlüğüne olan inancımız vardır.

 Bu noktada, gelelim kolajdaki kaplana. Bu neyin nesidir?Tükürüğün şiddet içerip içermediği mi sorgulanmaktadır? Gezide,rehavete kapılmadan çalışsınlar diye yiyecek bile atmadığımız Anadolu kaplanlarını aslında hor gördüğümüz mü ima edilmektedir? Yoksa,ülkemizdeki hayvan sorununu ütopik itirazlarla değil,diyalog ve işbirliği içinde çözmeye aday Sivil Hayvan Partisi mi eleştirilmektedir?

Köpek Foks’un ve şaha kalkan atların Çankaya dramını anlatan ve sözde hayvanseverliğin baskıcı yanlarına dikkat çeken de onlar değil midir? 

Diğer ihtimali, aklıma getirmek istemiyorum. Yoksa, “benim adıma öldürme” diyenlere karşı, bölücülükten ve şiddetten mi yanasın? Çürük mal satarak şiddet uygulayan pazarcı esnafı, kamu araçlarına zarar vererek  vergilerimizi çarçur eden eylemci, kötü sigara, tütünle sağlığımıza zarar veren kaçakçıyı mı savunuyorsun? Ter kokan pazarlar yerine, medeni insanlar gibi alışveriş merkezlerinde yapılan temiz ve güvenli alışverişin neresi kötüdür? İşçi bile olamamış, şiddet düşkünü, pis feodal bu kitle, bırakın dağı, kentlerimizde bile asayiş sorunu yaratmaktadır. Kameralar, dinlemeler, polisler, bu asayiş sorununu ortadan kaldırmak içindir. Bunun, demokrasinin bölünmez bütünlüğüne olan inancımızın en önemli sembollerinden olan bayrak üzerinden, hem de yapıcı olmayan şekilde eleştirilmesi kabul edilebilir birşey değildir.

Demokrasi bayrağı altında, 12 Eylül dahi yargı önüne taşınabilmiştir. Sahte Kemalistler ve özde demokrat olmayan solcular hariç, Vakit’ten Gözcü’ye uzanan, güncel sanat eleştirmeninden, ezber bozan politikacısına kadar geniş bir taban, yargılamaların milat niteliğinde olacağının, çocukluğumuzu griye çevirenlerden hesap sorulacağının farkına varmış, yargılamanın yaratacağı olanakların önemini kavramıştır. Bunu kavrayamayanlar, gerektiğinde camiiye gerektiğinde Anıtkabir’e giden, Şefkat Tepesi dizisi karşısında küreselleşen gözyaşı dökmekten çekinmeyen, organik pazar ile alışveriş merkezi arasında kutuplaşmamış, çocuğunu, “cemaat” diye kötü gözle bakılan güzide eğitim kurumlarına göndermekten imtina etmeyen, mahremi bile modern, etnik kimliğini şiddetin bahanesi yapmayan bir sivil toplumun bu ülkede de var olduğunu, gösterilmesi için turlar bile düzenlendiğini henüz anlayamayanlardır. 

Heykel, bayrak, kaplan tamam ama demokratik uzay çağında bunlar böyle kullanılmaz. İstersen sil beni ama ben, her duvarda, bu gerçekleri kanımın son damlasına kadar anlatmaya devam edeceğim.

……..

SİZDEN HESAP SORACAĞIZ - 2.1993

Biz entellektüeliz ve kelimelerimiz, okuduğumuz kitaplardan, araştırmalardan beslenir, bunlar üzerine sonuçlar çıkartarak oluşur. Sanatçı denilen insanın da, Parlamento’nun ne olduğunu bilmeyen kızdan bir farkı olmalıdır. İşlerin ve sözlerin, antientellektüalizme karşılık gelir –ki, ‘sanatın pis bir iş’ olduğu iması dahilinde bile gideri yoktur. ‘Estetik dönüş’ çerçevesinde mesnetsizdir. Eleştirellik barındırmamaktadır.

Kendine malzeme ettiğin Yeşilçam, bir büyük hikaye olarak, içine işleyen haz siyaseti açısından sorgulanmalıdır –ki, yakınından bile geçmiyorsun. Ulusal vicdanın estirdiği psişik terörün eleştirisi yok bu 93 yılında yaptığın kötü poster kolajda. O uçan tekme atan adam neyin nesi ?  Yersiz  yurtsuzlaşmaya atıfta bulunuyorsan, kavramın gündelik hayatta deneyimlenme biçimi bu değildir. O öyle havaya uçmakla olmaz,iktidar ve denetimin eleştirisini gerektirir.  Anlamamışsın. Anlasan, onun  yanına, fallik bir iktidar imgesi oklar, bir de, sekter tavırla, fişeklik kuşanmış kadın koymazdın. Diyelim

Deleuze bilmezsin, kadın ile militarizmi ilişkilendiren çalışmalardan da mı haberin olmadı? Diyelim olmadı, fişeklik kuşanmış kadın imgesini, Ergenekon’un gömülü silahları ile ilişkilendirerek, bunu hem kadının metalaşmasının hem ordunun ve şiddetinin hem de ancak yargı yoluyla  bertaraf edilebilecek iktidarın antidemokratik kullanımının Althusserci eleştirisine dönüştürmek de mi aklına gelmedi?

Belli ki, iktidar, erk, demokrasi ile sorunun yok. Remake tarihsel olarak ne işe yarar onu da bilmiyor sun. Aksi halde, Örümcek Adam, Süpermen, Kızılmaske gibi karakterlerin remake’lerini siyah beyaz photocopy ile kullanarak,  batıya karşı batılı olmayı ‘hakiki’ sayan bir garbiyatçı tavır içine girip, bunu, ötekilere karşı üstünlüğünü kurmanın bir aracı haline getirmezdin. Zaten internette bu imajlardan dolu var. Sanatsal üretim için gereken kamusal alanları kirletme. Tükürürüm ben böyle sanata.

Demokrasi mücadelesinden, iktidar eleştirisinden bihaber adama, Badiou, Ranciere filan anlata mam şu saatten sonra. Madem cahilsin, adam ol da, yüksek teoriden haberdar eleştirmenlerin, sanatçıların, bilim adamlarının, kurum danışmanlarının otoritesi karşısında hizaya gel. Kurumlar,Full ödüller, sermaye ve hangi sansasyonel imgelerin arkasında durulabileceği ile ilgili tartışmaları yapmayı da biz içeridekilere bırak.  




2/5BZ - KOZMİK OPUA CİNLERİ - 5.4.2012 -

express 128 - Nisan - Mayıs 2012

……..

’ sevemedim uydu gözlüm ‘
http://vimeo.com/14695770
video broadcasted in 09.2010

PLEASE DON’T GIVE ANY FOOD : The Anatolian Tigers 

http://gozel.tumblr.com/post/19925449227/please-dont-give-any-food

……..

http://2-5bz.tumblr.com/nottoman

http://2-5bz.tumblr.com/post/22489200396/2-5bz-kozmik-opua-cinleri

//////////////////

http://gozel.tumblr.com/post/23424690850/2-5bz-kozmik-opua-cinleri



‘Netekim’ Erdoğan!  - Golaj - 3.2010 - Spamullah Kollektifi nin Mart 2010 tarihli Golaj ‘ı 
Red dergisi  Nisan 2010 Kapak  
AĞIZ TAYYiP AĞZI, KAFA KENAN KAFASI, BU YASA KİMİN YASASI 
http://spamullah.wordpress.com/2010/02/15/spamullah-kollektifi-bir-kodaman-alana-bir-taze-ottoman-bedava/spamullah-red-kapak-son/
Aziz Nesin - Yasalar baştan yanlış yapılmıştır
http://www.youtube.com/watch?v=hkUCkOgj_EE
http://gozel.tumblr.com/post/23411281087/netekim-erdogan-golaj-3-2010-spamullah

‘Netekim’ Erdoğan!  - Golaj - 3.2010 - Spamullah Kollektifi nin Mart 2010 tarihli Golaj ‘ı 

Red dergisi  Nisan 2010 Kapak  

AĞIZ TAYYiP AĞZI, KAFA KENAN KAFASI, BU YASA KİMİN YASASI 

http://spamullah.wordpress.com/2010/02/15/spamullah-kollektifi-bir-kodaman-alana-bir-taze-ottoman-bedava/spamullah-red-kapak-son/

Aziz Nesin - Yasalar baştan yanlış yapılmıştır

http://www.youtube.com/watch?v=hkUCkOgj_EE

http://gozel.tumblr.com/post/23411281087/netekim-erdogan-golaj-3-2010-spamullah

Gözel Radio  ” Görsel İşitsel Performans ” @  Ankara / Ahali / Eski Yeni 17.5.2012
http://gozel.tumblr.com/post/23384307460/gozel-radio-gorsel-isitsel-performans

Gözel Radio  ” Görsel İşitsel Performans ” @  Ankara / Ahali / Eski Yeni 17.5.2012

http://gozel.tumblr.com/post/23384307460/gozel-radio-gorsel-isitsel-performans

 ” Kız öğrecilerin spor kıyafetleri değişecek ” Zübük - 1962  ———  ” Öğrenciler, Bakan Kılıç’ın, gösteri sırasında “kafasını çevirdiğini” ve gösteriden hemen önce “kız arkadaşlarının eteklerinin altına tayt giymek zorunda bırakıldıklarını” belirtti ”  - Ümük - 2012   ———-  ” Başkanlık sistemi tutuklu öğrencilerin ağızlarının üzerine tayt giydirilmesine kanaat getirdi ” - Zübüklü 2020
http://gozel.tumblr.com/post/23382463714/k-z-ogrecilerin-spor-k-yafetleri-degisecek

 ” Kız öğrecilerin spor kıyafetleri değişecek ” Zübük - 1962  ———  ” Öğrenciler, Bakan Kılıç’ın, gösteri sırasında “kafasını çevirdiğini” ve gösteriden hemen önce “kız arkadaşlarının eteklerinin altına tayt giymek zorunda bırakıldıklarını” belirtti ”  - Ümük - 2012   ———-  ” Başkanlık sistemi tutuklu öğrencilerin ağızlarının üzerine tayt giydirilmesine kanaat getirdi ” - Zübüklü 2020

http://gozel.tumblr.com/post/23382463714/k-z-ogrecilerin-spor-k-yafetleri-degisecek

Zübük 7 Mayıs 1962 
- Yuvanızı Yapalım -………..http://vimeo.com/5656322
….
http://gozel.tumblr.com/post/23039108581/zubuk-7-may-s-1962

Zübük 7 Mayıs 1962 

- Yuvanızı Yapalım -
………..
http://vimeo.com/5656322

….

http://gozel.tumblr.com/post/23039108581/zubuk-7-may-s-1962

FETOGAZileAMPULERDOKARŞIKARŞIYA    1962

http://gozel.tumblr.com/post/23035866635/

FETOGAZileAMPULERDOKARŞIKARŞIYA    1962

http://gozel.tumblr.com/post/23035866635/

Zübük - 30 Nisan 1962

http://gozel.tumblr.com/post/22717662249/zubuk-30-nisan-1962

Polislerin Balık Filesi ve Boğulan Çocuk !

Porsuk Çayı’na düşen topun peşinden giderken çaya düşen çocuğun kurtarılması sırasında trajikomik anlar yaşandı. Polislerin çabaları tam bir kurtarma rezaletine dönüştü ! “Akşamüstü işten geliyordum. Köprüden karşıya geçmek için bekledim. Çığlık atan kadınların sesini duydum. ‘Çocuk boğuluyor’ diye bağırıyorlardı. Bisikletimle hızlı bir şekilde geldim. Polis arkadaşlar çocuğu balık filesi ile kurtarmaya çalışıyordu. Ben onlar atlar diye bekledim. Baktım cesaret edemediler. Onlar da panik halinde çocuğu kurtarmaya çalışıyor, balık filesi ile ellerinden geleni yapıyorlardı. Önce kıyafetlerimle atlamayı düşündüm. Daha sonra üstüm şişer diye düşündüm. Pantolonumu çıkararak atlamaya karar verdim. Biraz orada vakit kaybettik ama neticede çocuğu kurtardık. “


http://gozel.tumblr.com/post/22717546386/polislerin-bal-k-filesi-ve-bogulan-cocuk-porsuk

http://gozel.tumblr.com/post/22383638061
Gözel Geceler# 30 : Zübüklü Gözyaşı  
peyote nevizade - 11 MAYIS 2012 Cuma 23.00
http://gozel.tv/zubuklu
http://peyote.com.tr/v3/?p=5606
http://gozel.tumblr.com/zubuklu
…….

http://gozel.tumblr.com/post/22357385108/gozel-geceler-30-zubuklu-gozyas-peyote

Sütü Bozuk - Arzu Okay, Ünsal Emre - 1976

Yönetmen : İrfan Atasoy
Senaryo : Bülent Oran
Görüntü Yönetmeni : Suat Kapkı
Oyuncular : Arzu Okay, Ünsal Emre, Tuncer Necmioğlu, İ. Hakkı Şen, Semih Servidal, Leman Akçatepe


http://gozel.tumblr.com/post/22340894973/sutu-bozuk-arzu-okay-unsal-emre-1976


2/5BZ  ” Re: God is Not Dead ”  03.2011 
http://gozel.tumblr.com/post/21927536211/2-5bz-re-god-is-not-dead-03-2011-2-5bz 
2/5BZ  ” Re: God is Not Dead ”  03.2011 
Merhaba Bahar,
belgeselinde yer almamla ilgli teklifin için saol.takvakor ile ilgili olarak, dert, senin yazdığın şekliyle “gruptakiler dışında filmi yönetmeni ve yazarını samimiyetsiz ve başkalaştırmacı buldum.” derdi değildi. bence filmin kendisi problemliydi… tahmin ediyorum ki, benzer bir bakış açısı senin “god is not dead” belgeselinde de var… yapmaya caliştıgının “islamfobisine karşı underground sahnedeki hareketlilikle ilgili ve ikiyüzlü kültür politikalarıyla.” ilişkili oldugunu söylüyorsun ama gönderdiğin metin, bu “ikiyüzlü” oldugunu söylediğin kültür politikalari ve bu kültür politikalarinin iktisadi bağlamı ile aynı kapiya çıkıyor. bir başka deyişle, neoliberal şapkanın sağından solundan çekip çekip kullanılan bütün toplumsal ve kültürel niyetleri  metnine yerleştirmişsin.  mesela, “müslüman göçmenlerin britanya ve almanya toplumlarındaki mücadelesi” ile elde ettikleri kazanımlar ve “yeni bir siyasi ve kültürel sentez” ifadesi saçma değil mi? göçmen sadece “müslüman” göçmen midir ya da göçmenin tek derdi “müslüman” “kimlik”i midir; ayrica neye lazimdir bu “sentez”? “topluluk hizmeti toplumsal hizmetin önemini ve genç müslümanların radikaller tarafindan beyinlerinin yıkanmasının önlemenin” panzehiri, sadece ”islamda hoşgörü ve birlik mesaji” vermek, “islamın ruhani mesajını iletmek” midir en “devrimci”sinden? iktidarlar zaten bütün bunları her gün söylüyor, bir de senin, bunları, “ikiyüzlü kültür politikası” çorbası ile servis etmen çok mu lazımdır? zaten “hoşgörü ve diyalog politikası” sümüklüböceklerinden beşinci boyuta kadar yeterince var…   2/5bz’nin uzun süredir kullandığı şekliyle hoştgörü politikasının aslında yeni açılan piyasaların anlaşılır kılınması, güvenliğinin sağlanmasından daha başka bir amaca hizmet etmediğini, “entegrasyon” denen garabetin sadece bir “kimlik” tartışması olmadığını, bir ekonomik boyutunun da bulunduğunu görmek gerekiyor. mesele “islamofobi” meselesi değil, piyasa ekonomisi ile çeliskisi olmayan, herkes için ayrı bir cazibe noktasi üretebilen uyumlu islam…“Ben film için Europaen Cultural Foundationdan araştırma fonu aldım.Ve de kültür bakanlığından amatör destek.Ve bu zihniyetin tamda karşısında olan bir fikrin hem bakanlık hem de avrupalılar tarafından destek alması çok şaşırtıcı oldu benim için.” demişsin ama, aslında şaşırmaman gerekiyor. sanki senin belgesel de bu uyumlu islam işinin bir parçasi olmuş. sadece kötü polisi görüp, iyi polis yokmuş gibi yapmamak gerekiyor. “kimlik politikaları”na gıcık kapan birisi olarak ben de, kendi adıma, yukarıda yazdiklarımın bu konuyla ilgili insanlara ulaşmasını isterim. senin belgesel vesilesıyle veya başka bir şekilde… 
http://27.media.tumblr.com/tumblr_m35mqlYFWs1qdfoifo1_1280.jpg
………………………………..
2/5BZ - YOKMUŞ VARMIŞ (1994) 
http://2-5bz.tumblr.com/4372558839
http://soundcloud.com/2-5bz
http://www.facebook.com/photo.php?pid=18031818&l=483443db05&id=796235332
Punk Islam  


http://25.media.tumblr.com/tumblr_m35mfsg0Ju1qdfoifo1_1280.jpg 
2/5BZ  ” Re: God is Not Dead ”  03.2011 
Hello Bahar,
thank you for offering me to participate in your documentary.
about “takwacore”, the trouble with that documentary is not, as you put it, “not the group, but the director and the writer of the movie is insincere and differentiating.” the documentary itself had many problems, and i guess your “god is not dead” shares a similar point of view.
you say that what you are trying to do is related to “the activities in the underground scene against islamophobia and hypocritical cultural policies.” yet, the text you have sent me appears to run parallel to the cultural policies you have called “hypocritical” and the economic context of these poliecies.in other words, you have used every type of social and cultural rabbit that can be pulled out of the neoliberal hat.
for example, isn’t a phrasing such like gains attained through “the struggle of muslim immigrants in the british and german societies” and a “new political and cultural synthesis” a little absurd? are the immigrants only “muslim” immigrants, or does the immigrant only face problems over his/her “muslim” “identity”, and what really is this “synthesis” for?   
is the antidote to “brainwashing the young muslims by the radicals” by underlining “social service and serving the community”, “giving a message of tolerance and unity” and “delivering the spiritual message of islam”, and is this a “revolutionary” form? those in power are telling such like things every day. do you really have to give the same message next to a “hypocritical cultural policies” soup once again? there is more than enough of such like “tolerance and dialogue policies” snails, from here to the fifth dimension.
it should be considered that, as 2/5bz calls it for quite a time, these toolerance policies, serves a purpose no other than rendering newly opened markets intelligible, and providing security to these markets; the oddity called “integration” is not only a discussion of “identity”, but also has a significant economic dimension. the problem is not “islamophobia” but creating a  compatible islam that can create a point of attraction for everyone, and does not contradict with market economy.  
you said that “i received a research fund from european cultural foundation. also amateur support from ministry of culture. it is surprising for me that an idea opposing their mentality received support from both the europeans and the ministry.” i think you should not be suprised. it seems as if this documentary of yours became a part of this compatible islam. one should not only see the bad cop and pretend as if the good cop does not exist.
as someone who is irritated by “identity politics”, i would like to deliver my message above, to those who are interested in these issues. either through your documentary, or through other means… 
s.

2/5BZ - YOKMUŞ VARMIŞ (1994) 
http://2-5bz.tumblr.com/4372558839
http://soundcloud.com/2-5bz
http://www.facebook.com/photo.php?pid=18031818&l=483443db05&id=796235332

http://30.media.tumblr.com/tumblr_m35mayV2lj1qdfoifo1_1280.jpg 

“TANRI ÖLMEDİ” “GOD IS NOT DEAD”  (Working Title : ” PUNK ISLAM “) 
PUNKISLAM Yönetmen/Director : Bahar Kılıç
Belgeselin Rotasi : Londra,İstanbul.Berlin,Paris,Amsterdam,Viyana
////////////////////


http://gozel.tumblr.com/post/21927536211/2-5bz-re-god-is-not-dead-03-2011-2-5bz 

2/5BZ  ” Re: God is Not Dead ”  03.2011 

http://gozel.tumblr.com/post/21927536211/2-5bz-re-god-is-not-dead-03-2011-2-5bz 

2/5BZ  ” Re: God is Not Dead ”  03.2011 

Merhaba Bahar,

belgeselinde yer almamla ilgli teklifin için saol.
takvakor ile ilgili olarak, dert, senin yazdığın şekliyle “gruptakiler dışında filmi yönetmeni ve yazarını samimiyetsiz ve başkalaştırmacı buldum.” derdi değildi. bence filmin kendisi problemliydi… tahmin ediyorum ki, benzer bir bakış açısı senin “god is not dead” belgeselinde de var… 
yapmaya caliştıgının “islamfobisine karşı underground sahnedeki hareketlilikle ilgili ve ikiyüzlü kültür politikalarıyla.” ilişkili oldugunu söylüyorsun ama gönderdiğin metin, bu “ikiyüzlü” oldugunu söylediğin kültür politikalari ve bu kültür politikalarinin iktisadi bağlamı ile aynı kapiya çıkıyor. bir başka deyişle, neoliberal şapkanın sağından solundan çekip çekip kullanılan bütün toplumsal ve kültürel niyetleri  metnine yerleştirmişsin.  
mesela, “müslüman göçmenlerin britanya ve almanya toplumlarındaki mücadelesi” ile elde ettikleri kazanımlar ve “yeni bir siyasi ve kültürel sentez” ifadesi saçma değil mi? göçmen sadece “müslüman” göçmen midir ya da göçmenin tek derdi “müslüman” “kimlik”i midir; ayrica neye lazimdir bu “sentez”? 
“topluluk hizmeti toplumsal hizmetin önemini ve genç müslümanların radikaller tarafindan beyinlerinin yıkanmasının önlemenin” panzehiri, sadece ”islamda hoşgörü ve birlik mesaji” vermek, “islamın ruhani mesajını iletmek” midir en “devrimci”sinden? iktidarlar zaten bütün bunları her gün söylüyor, bir de senin, bunları, “ikiyüzlü kültür politikası” çorbası ile servis etmen çok mu lazımdır? zaten “hoşgörü ve diyalog politikası” sümüklüböceklerinden beşinci boyuta kadar yeterince var… 
  2/5bz’nin uzun süredir kullandığı şekliyle hoştgörü politikasının aslında yeni açılan piyasaların anlaşılır kılınması, güvenliğinin sağlanmasından daha başka bir amaca hizmet etmediğini, “entegrasyon” denen garabetin sadece bir “kimlik” tartışması olmadığını, bir ekonomik boyutunun da bulunduğunu görmek gerekiyor. mesele “islamofobi” meselesi değil, piyasa ekonomisi ile çeliskisi olmayan, herkes için ayrı bir cazibe noktasi üretebilen uyumlu islam…
“Ben film için Europaen Cultural Foundationdan araştırma fonu aldım.Ve de kültür bakanlığından amatör destek.Ve bu zihniyetin tamda karşısında olan bir fikrin hem bakanlık hem de avrupalılar tarafından destek alması çok şaşırtıcı oldu benim için.” demişsin ama, aslında şaşırmaman gerekiyor. sanki senin belgesel de bu uyumlu islam işinin bir parçasi olmuş. sadece kötü polisi görüp, iyi polis yokmuş gibi yapmamak gerekiyor. 
“kimlik politikaları”na gıcık kapan birisi olarak ben de, kendi adıma, yukarıda yazdiklarımın bu konuyla ilgili insanlara ulaşmasını isterim. senin belgesel vesilesıyle veya başka bir şekilde… 

http://27.media.tumblr.com/tumblr_m35mqlYFWs1qdfoifo1_1280.jpg

………………………………..

2/5BZ - YOKMUŞ VARMIŞ (1994) 

http://2-5bz.tumblr.com/4372558839


http://soundcloud.com/2-5bz

http://www.facebook.com/photo.php?pid=18031818&l=483443db05&id=796235332

Punk Islam  


http://25.media.tumblr.com/tumblr_m35mfsg0Ju1qdfoifo1_1280.jpg

2/5BZ  ” Re: God is Not Dead ”  03.2011 

Hello Bahar,

thank you for offering me to participate in your documentary.

about “takwacore”, the trouble with that documentary is not, as you put it, “not the group, but the director and the writer of the movie is insincere and differentiating.” the documentary itself had many problems, and i guess your “god is not dead” shares a similar point of view.

you say that what you are trying to do is related to “the activities in the underground scene against islamophobia and hypocritical cultural policies.” yet, the text you have sent me appears to run parallel to the cultural policies you have called “hypocritical” and the economic context of these poliecies.in other words, you have used every type of social and cultural rabbit that can be pulled out of the neoliberal hat.

for example, isn’t a phrasing such like gains attained through “the struggle of muslim immigrants in the british and german societies” and a “new political and cultural synthesis” a little absurd? are the immigrants only “muslim” immigrants, or does the immigrant only face problems over his/her “muslim” “identity”, and what really is this “synthesis” for?   

is the antidote to “brainwashing the young muslims by the radicals” by underlining “social service and serving the community”, “giving a message of tolerance and unity” and “delivering the spiritual message of islam”, and is this a “revolutionary” form? those in power are telling such like things every day. do you really have to give the same message next to a “hypocritical cultural policies” soup once again? there is more than enough of such like “tolerance and dialogue policies” snails, from here to the fifth dimension.

it should be considered that, as 2/5bz calls it for quite a time, these toolerance policies, serves a purpose no other than rendering newly opened markets intelligible, and providing security to these markets; the oddity called “integration” is not only a discussion of “identity”, but also has a significant economic dimension. the problem is not “islamophobia” but creating a  compatible islam that can create a point of attraction for everyone, and does not contradict with market economy.  

you said that “i received a research fund from european cultural foundation. also amateur support from ministry of culture. it is surprising for me that an idea opposing their mentality received support from both the europeans and the ministry.” i think you should not be suprised. it seems as if this documentary of yours became a part of this compatible islam. one should not only see the bad cop and pretend as if the good cop does not exist.

as someone who is irritated by “identity politics”, i would like to deliver my message above, to those who are interested in these issues. either through your documentary, or through other means… 

s.


2/5BZ - YOKMUŞ VARMIŞ (1994) 

http://2-5bz.tumblr.com/4372558839


http://soundcloud.com/2-5bz

http://www.facebook.com/photo.php?pid=18031818&l=483443db05&id=796235332

http://30.media.tumblr.com/tumblr_m35mayV2lj1qdfoifo1_1280.jpg


“TANRI ÖLMEDİ” “GOD IS NOT DEAD”  (Working Title : ” PUNK ISLAM “) 

PUNKISLAM Yönetmen/Director : Bahar Kılıç

Belgeselin Rotasi : Londra,İstanbul.Berlin,Paris,Amsterdam,Viyana

////////////////////



http://gozel.tumblr.com/post/21927536211/2-5bz-re-god-is-not-dead-03-2011-2-5bz 

Kahraman Türk !
………………………
 ”… Arkamızda devlet varsa o zaman ölürüz bile!..”Aziz Nesin
http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=AJdBBEiPvCw#t=3209s
……..
http://gozel.tumblr.com/post/21393865600/kahraman-turk-arkam-zda-devlet

Kahraman Türk !

………………………

 ”… Arkamızda devlet varsa o zaman ölürüz bile!..”
Aziz Nesin

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=AJdBBEiPvCw#t=3209s

……..

http://gozel.tumblr.com/post/21393865600/kahraman-turk-arkam-zda-devlet

in any palaverel universe, let us not be fooled by destiny //////////////////// berbatzoksal ( at ) gmail ( point ) com //////////////////////// berbatzoksal ( at ) gmail ( point ) com ///////////// berbatzoksal ( at ) gmail ( point ) com ///////////